Farazi & Kayra

/ /

Müzik söz konusu olduğunda gerçek bir maymun iştaha sahip olsam da, rap, hip- hop kültürüne nedenini bilmediğim bir şekilde hep biraz uzak durmuşumdur.Arada tek-tük duyduğum ve beğendiğim şarkılar olsa da,bütünüyle beğendiğim,takip ettiğim, onlarca kez bıkmadan dinlediğim ilk albümdür, Sarhoş Palavraları ve Bekar Evinde Kör Sinekler..

Araştırıp öğrendiğim şekilde bu türde ara ara denenen,ama çok da başarılı örneklerine rastlanmayan şekilde ( storytelling) yaratılmış iki albümü bulunan Farazi&Kayra’ya soracağım sorular elbetteki amatör bir dinleyicinin zihninden çıkacak, biraz da kişisel olacaktır.

Bu birlikteliğin öncesi-sonrası gibi meraklarımın dışında aklıma gelen sorular ikilinin albümlerinde ( ilk albüm Sarhoş Palavraları ve Nahoş Nidalar ) yer alan olay örgüleri ile ilgili.

Fazla uzatmadan;



- Selamlar, garip bir yerden başlayalım,sorum Kayra’ya. Oluşumun adını duyduğumda aklıma gelen ilk imge Hakan Günday’ın ‘Kinyas ve Kayra’ kitabı olmuştu,sanırım adında buradan geliyor.

- İlk soru ise neden kendine seçtiğin ad Kinyas değil de Kayra ?

- Kitapta sonların önemi büyüktü,peki senin kendine biçtiğin bir son var mı ?


Kayra: Evet, Kayra lakabını kullanıyor olmak Hakan Günday’ın ‘Kinyas ve Kayra’ kitabındaki Kayra ile alakalıdır. Kitapta Kayra'nın düşündükleri, söyledikleri ve yer yer tercihleri bana daha çok hitap eden şeylerdi. Kinyas gibi bir şeyler için yeniden mücadele etmek ya da kendini bile bile bu tip bir mücadele içine girmek o dönem bana pek yakın gelmemişti. O dönem düşündüklerimle alakalı olaraktan Kayra seçilmiş oldu yani. Benim kendime biçtiğim ya da biçebileceğim bir sonsa açıkçası yok.

- Her ikinizin de bu birlikteliğin öncesinde de çalışmalarınız bulunmakta.yolunuz nasıl kesişti ?
Farazi: Aslında yollarımız benim altyapı prodüksiyonunun büyük kısmını yaptığım, Siyanür - Sybra’nın “Ütülü Hayaller” isimli kısaçaları sayesinde kesişti diyebilirim. Bu albümün çıkmasının akabinde Hiphoplife’ın düzenlediği “Hiphoplife Freestyle King 2007” yarışması düzenleniyordu. Ben de o organizasyon içinde görevliydim. Kayra ile yüz yüze o gün tanıştık ilk olarak. Albümü beğendiğini belirtti, ben de çok mutlu oldum. Gına grubu çok severek dinlediğim bir gruptu, o gruptaki birinin bana beğenisini göstermesi benim açımdan önemli bir olaydı o zamanlar. Bitap’ın yoğun hayat temposu sebebiyle (ki kendisi hala çok yoğun) o dönemler grup olarak üzerinde durdukları bir proje yoktu. Aslında beraber çalışma teklifi benden geldi diyebiliriz. Başlarda “sağda solda mutlaka bir şekilde değerlendirilir” diye adlandırabileceğimiz türde çalışmalar yapmaya karar verdik. Ancak uyum sağlamamız ve yapılan parçaların belli bir konsepte oturmasıyla bu fikri albüme dönüştürme kararı aldık.

- Albümlerin storytelling yapısı ile oluşturulması planlı bir çalışmamıydı ? Yapım süreci nasıl gelişti ?


Kayra: Evet,açık şekilde planlı bir çalışmaydı. Bir anda, sadece söz yazımı esnasında planlanan şarkılar da vardı ama genel olarak albümdeki birçok şarkının söz yazım sürecine geçmeden kurgulandığını söyleyebilirim. Aklıma gelen bir konuyu ya da bir kurguyu hemen kağıda geçmektense biraz daha bekleyip, üzerine kafa yorup, şarkıları daha geniş açılardan bakılabilecek hala getirmek için bu şekilde hareket edildi. İşte yapım süreci bu planlı olma düşüncesine bağlı olarak tahminimizden daha uzun zaman aldı ama sanırım albümün belli bir konsept ve genel bir hissiyat taşıması üzerinde de çok büyük etkisi oldu.


Farazi: Altyapıların da belli bir akıcılıkta, sadelikte ve belli bir kompozisyon halinde seyretmesi gerekiyordu. Bu konuda birçok arkadaşımdan da -sample seçme konusunda- yardım aldım. Özellikle ilk albümde tekrar tekrar yaptığımız bir çok parça bulunuyor. Mesela “Tortu” parçasının altyapısı benim hatırladığım kadarıyla 3 kez değiştirildi. Albüm kayıtlarında her parça için en az 4 kez kayıt girildi. Parçalardaki hikayelerin akışı değiştirildi. Altyapılarla parçalardaki hikayeler örtüşmediği için altyapılar tekrar yapıldı. Parçalar üzerinde nelerle oynandığına tek tek ayrıntıya girsem işin içinden ben bile çıkamam sanıyorum. Her türden, her milletten çıkmış albümlerde aslında en önemli olay bana göre o ufak ayrıntılardır. O ufak ayrıntıları iyi yakalarsanız, elinizden gelenin en iyisini yapabileceğinize inanıyorum. Bu ufak ayrıntılarda çok fazla duruldu albüm yapım sürecinde.

- Boris Vian, Pal sokağı çocukları, İlyas Salman, Leonard Cohen, Agatha Christie..ilk aklıma gelenler olmakla birlikte, şarkılarınızda imgeler önemli bir yer tutmakta. Aklınızda dönen, şarkılarınıza yansımayan başka hangi isimler var? Kimlerden etkileniyorsunuz?


Kayra: İlla ki şarkılara yansımayan birçok isim var etkilenilen, bundan sonra da olacak. Çünkü bir şeyler üretmek sadece kendi bakış açınızla alakalı bir durum değil bana kalırsa. Bir şekilde bir yerlerden besleniliyor ve bu da gerektiği zaman şarkılara yansıyor ama şarkılara yansıyan bu isimler illa ki yazar, şair, yönetmen falan olmak zorunda değil, bu bir arkadaş, mahalleden biri, bir akraba, aile ya da arada sırada sağda solda gördüğünüz ve zerre tanımadığınız biri de olabilir. Etkilendiğimiz isimler listesi yapmaya kalkarsak çok uzun bir liste çıkar ama belli başlı isimler vermek gerekirse Kazım Koyuncu ver yer aldığı gruplar olan Zuğaşi Berepe,Dinmeyen, Sadri Alışık, Karabükspor, Umut Sarıkaya, Uğur Gürsoy, Zeki Demirkubuz, Yıldırım Türker, Baskın Oran, Edip Cansever artı beraber şarkılar söylenen tüm arkadaşlar şeklinde en genel olarak bir liste çıkarılabilir.


- Etkileşimde bulunduğunuz onca isim olmasına rağmen albümlerde düet bulunmuyor. Bu durum gelecek projelerde de devam edecek mi ? Düet yapmayı arzuladığınız isimler var mı aklınızda ?


Kayra: Farazi & Kayra albümlerinde düet olmamasının sebebi şarkıların kendi içlerinde sabit konular barındırıyor olmasıdır. Yani şarkıların yapıları itibariyle sadece tek anlatıcının olması icap ediyordu. İki albümdür düet olmamasının sebebi budur. Ama ilerleyen projelerde şarkıların yapılarında değişiklikler olacak, geniş tabanlı konuların işlendiği şarkılar da yer almaya başlayacak ve bu durumda şarkıların sounduna ve sözlerin durumuna göre illa ki düetler olacaktır durumlar müsait olursa. Fakat, şu an ortada somut bir gelişme olmadığı için yani şekillenen, belirlenen herhangi bir şarkı olmadığı için herhangi bir isim verebilmek mümkün gözükmüyor çünkü sırf düet olsun, şarkıya farklı bir ses daha girsin maksadıyla bu zamana kadar düet yapmamıştık.


Farazi: Düet olayı müzik piyasasında biraz da “isim” için kullanılıyor bana göre. İnsanlar gözlerinde o kadar büyütmüşler ki düet yapmayı. Bir albüm dinlenmeden önce içerisindeki düetlere bakılıyor. İşin ilginç noktası da şu aslında, şimdiki düetleri aranan isimlerin büyük bir kısmı zamanında albümlerinde yer alan düetler sayesinde ciddiye alındı. Kimseye kötüydü bu yüzden düet aldılar demiyorum burada yanlış anlaşılmasın. Düet, önyargıyı kırmak adına çok büyük bir silah. Bu açıdan bakarsak bizim ilk iki albümümüz biraz da kimsenin elini sürmeden giriştiğimiz bir “kendini kanıtlama” çabasıydı. Kendini kanıtlama derken yanlış anlaşılmasın, kimseye kendimizi kanıtlamak gibi bir çabamız olmadı. Biz ilk önce kendimize, kendimizi kanıtlamaya çalıştık. Kendi başımıza neler yapabileceğimizi gözden geçirdik. Bundan sonraki albüm ne zamana çıkar, çıkar mı bilemiyorum ancak böyle bir işe hazır olduğumuzu görüp giriştiğimiz vakit, düet konusunda çok farklı bir konsept göreceğinizi umuyorum. Bu yöndeki zemin çalışmalarını yapıyorum şu an.

- Kişisel meraklarımdan biri de ‘sarı bıyıktan öfkeler’ parçasındaki ‘Sarı Bıyık’ karakteri.İlk dinleyişimden bu yana merak ediyorum kimdir, necidir bu sarı bıyık ?


Kayra: Flash TV'de yayınlanan Gerçek Kesit'te sık sık karşıma çıkmış ve çıkmakta olan güzel insan. Kendisinin bildiğim kadarıyla Bursa'da bir çiçekçisi varmış ama televizyonda boy göstermekten de geride kalmıyor bu güzel insan. O şarkının yazıldığı dönem, işten çıkışta yemek yedikten sonra mutlaka Flash TV'de görürdüm kendisini, aklıma oradan doğru bir fikir gelmişti ve 'Sarı Bıyıktan Öfkeler' bu şekilde peydah oldu.

- Hikayenin ‘Şevket Hamdi Tan’ parçasındaki kısmı kurmaca barındırıyor mu ? Eğer barındırmıyorsa fazlasıyla ilginç bir anı olmalı ?


Kayra: ‘Şevket Hamdi Tan’ tamamen hayal ürünüdür, gerçek bir olay değildir. Hikayenin ilerlemesi ve kendi içerisinde farklı bir boyut kazanması artı hikayenin sonu itibariyle çok mühim bir yeri vardı albümde ‘Şevket Hamdi Tan’ şarkısının. Aslında ‘Şevket Hamdi Tan’ın mazisinin anlatıldığı bir şarkı planı daha vardı ama hikayenin asıl seyrini saptıracağı için uygulamaya geçmeyen bir plan olarak kaldı. Sizin de belirttiğiniz üzere eğer bu şarkı hayal ürünü olmasaydı ilginç bir anı olabilirdi. Bu albümün genel yapısına bakıldığı zaman en garip olay da zaten bu şarkıda geçiyor ve zaten albümdeki olaylar öyle çok abes garip olayları bünyesinde barındırsın gayesiyle yazılmadı ki, asıl amaç genel bir sıradanlığı gayet sabit bir hayattan kısımlar sunmaktı. Şevket Hamdi Tan ya da Horoz Dövüşlerinde Kanlı Çizmeler sabit bir hayatta bile arada sırada olan gariplikleri yansıtıyordu ve yer yer o sıradanlığın kırıldığını gösteriyordu benim kafamda tasarladığım şekliyle.Tabi bu şekilde gözükmüş müdür orasını bilemem.

- Yurtdışındaki piyasa ile kıyaslandığında ülkemizdeki eksiklikler neler sizce ? Nasıl bir yol izlemek lazım, daha fazla kalite ve ilgi için ?


Farazi: Yurtdışı deyince Rap’le içli dışlı olan neredeyse herkesin aklına Amerika gelecektir. Amerika’daki piyasayla Türkiye’deki piyasa arasında çok büyük uçurumlar var. “Neden?” dersek şöyle bir olay karşımıza çıkıyor. Orada çok değişik bir piyasa var. Sanatçılar yerel piyasalarını oluşturmuş. Bu yerel piyasalar da yılların verdiği, belki de çocukluklarından gelen etkileşimler sayesinde belli bir tarza sahip. Yerel piyasada başarılı olup sesini tüm ülkeye ve dünyaya yayabiliyor. Bizim ülkemizde bırakın yerel piyasaları ülke piyasası genel olarak oluşmuş değil. Gerçi ülkemizin şartları gereği böyle bir durumun da olması imkansız gibi.

Başka bir durumsa albümlerin kurulmuş bir Hiphop Label’ından çıkmaması. Yurtdışında Rap albümleri Rap prodüktörlerinin elinden, Rap şirketleri tarafından çıkarılıyor. Ama ülkemizde böyle bir durum yok. Adam akıllı kurulmuş bir Label’ımız da henüz bulunmuyor. İş böyle olunca sırf parayı düşünen şirketlerin eline albümler teslim ediliyor ve çoğu zaman baskılara maruz kalınarak albüm içeriği ticari müziğe kayıyor. Alternatif diye adlandırabileceğimiz türler şu anda kendi ayaklarının üzerinde durmayı başardı ama Rap bu konuda bir arpa boyu yol alamadı. Tek kurtuluş yolu işi bilenler tarafından açılacak olan bir Hiphop Label’ıdır. Yoksa biz ve bizim gibi isimlerin bandrollü olarak albümlerinin yer alması şu an için imkansız gibi. Hoş ya bence artık iş şirketlerinde elinde değil gibi. Teknoloji sayesinde artık evlerde mini stüdyolar var. İnternetin getirdiği, müzik yapan insanların büyük bir tanıtım şansı var. Herşey biraz da müzik yapan kişilerin elinde. Kendi albümlerini bastırıp elden satan çok kişi var. Şirketin getirisi sadece daha büyük bir reklam ve daha iyi dağıtım olabilir.


- Rap, Hip-Hop gruplarının yüz kişiye sorduk üzerindeki karakter tahlili etiketi, genellikle banliyo kültürü ile bağdaşır. Sizin parçalarınızın sözlerindeki bu kültürel zenginlik acaba Türkiye’nin bu müzik tarzı üzerindeki yorumunu değiştirecek mi? Ya da popüler olan arabesk sözlü ezik anlatım şimdiye kadar tarzın gelişimine yön verdi ama biz birer individüalist çığlıklarız mı diyorsunuz?


Kayra: Yok, hayır kesinlikle individüalist çığlıklarız gibi bir söylem olamaz. Hiphop kısıtlı bir tür değil, içerisinde birçok alt türü barındıran bir müzik çeşidi. Bunun içerisinde gangsta rap, death rap, emo-rap, abstract hiphop şeklinde sayabileceğimiz onlarca tür var. Herkesin de kendine göre hayatı var. Birçok insanın yaşadıklarını anlattıklarını farz edersek, ister istemez belli başlı türlere kayılıyor en azından lirikal olarak. Ama açıkçası Türkiye'de öyle çok da bilinçli bir şekilde türsel tercih yapıldığını sanmıyorum ya da pek görmediğim için belki de iyi tahliler yapamadığım için böyle düşünüyorum. Eğer bizim şarkılarda dediğiniz gibi öyle kültürel zenginlik varsa bu zenginliği bekleyen, bunu isteyen arkadaşlara fikirler verebilir belli açılardan ya da daha geniş bakış açıları kazandırabilir ama çok çok geniş bir kitleye hitap ettiğimizi düşünmediğimden öyle büyük bir farklılık getirebileceğini sanmıyorum. Ayrıca zaten herkes belli bir şeyi yapmak durumunda da değil, kimisi vurdulu kırdılı, zayıflıklardan bahsedilmeyen, zayıflıkları gizleyen şarkıları sevebilir, kimisi sosyal, politik içerikli şarkıları kimisi de birçok şeyin bir albüme sığdırılabildiği çalışmaları sevebilir. Bu gayet doğal ve olması da lazım. Çeşitlilik her alanda gayet güzel bir şey ama Türkiye'de şu an çeşitlilik pek yok, biz en fazla çeşitliliğe ufacık bir katkı yapmış olabiliriz.


- Fark ettiğim kadarıyla rapciler öfkelerini çoğunlukla argo ile ifade etmeyi seçiyor.Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?


Kayra: Kimi zaman tercihtir argo kullanmak kimi zaman dinlenip etkilenilen insanların bıraktığı izden kaynaklıdır herhalde.Yani icap ederse argo kullanılıyor ama şahsi konuşursam gerektiği zaman kullanmak en akla yatanı çünkü alakasız küfür yersiz ve suni bir hava yaratıyor. Önceden dinlediğiniz şarkılarda küfürler var diye sizin de kendi şarkınızda durduk yerde sövmeniz manasız ama yeri gelirse çatır çatır sövülesi zaman da olur. Misal Raylarında Şehrin şarkısına küfürle girmiştim ama yazarken o şekilde sövebilecek kıvamda olduğum için demiştim, durduk yerde değildi. Sözün özü bu kişisel tercihtir, kimisi gayet yerinde kullanır kimisi için o kadar da belli bir zamanı olmasına lüzum yoktur. Herkesin kendi bileceği, kendi içinde muhasebesini yapacağı bir durumdur.


- Birlikteliğin bir sonraki adımı ne olacak ? Takipçilerinizi nasıl bir hikaye bekliyor ?


Kayra: Bir sonraki adıma dair şu an belirlenmiş bir şey yok ama illa hikayesel durumlar olacak diye bir şart yok. Öyle bir sınırlama içerisine girmenin de manası yok şu an için. Olabildiği kadar yeni bir şeyler, ilk iki albümden farklı bir şeyler yapmak lazım bana kalırsa. Kafamda yeni yeni oluşmaya başlayan bir şeyler var ama şu an oturmuş bir fikir yok. Fikirler daha net şekilde belirdikçe faaliyete geçilir herhalde ama dediğim gibi yeni bir şeyler oluşturmak lazım gibi, fazla baymamak lazım,eski işleri de tamamen silmemek lazım. Bunları becerebilirsek tamamdır.


Farazi: Benim de yukarıda belirttiğim üzere düet mevzusuyla alakalı değişik fikirlerim, planlarım var. Şu sıralar çok farklı şeyler deniyorum. İlk iki albümde yaptığımız deneylerden aldığım sonuçlara göre yönlenen şeyler olacak kesinlikle. Ancak bu aralar ikimizin de meşgul olduğumuz şeyler var. Hayatımız müzikten ibaret değil.


- Benim gibi mevzuya yeni bulaşanların sizi ve türü takip edebileceği mecralar için birkaç adres verebilirmisiz ?


Hem Gına albümlerini hem de Farazi & Kayra albümlerini http://www.hiphoplife.net/ adresinden kütür kütür indirmek mümkün. Buna ek olarak pek işlevsel kullanamasak da www.myspace.com/ginatr ve www.myspace.com/benyokumfarzedin adreslerinden olur da bir gelişme olursa merak eden arkadaşlar takip edebilirler.


- Gösterdiğiniz sabır ve itina için teşekkürler..Son olarak eklemek istedikleniz..


Estağfurullah,bizim sizlere teşekkür etmemiz lazım zira albümlerden sonra insan bir şekilde bu albümlerdeki merak edilen şeylerin neler olduğunu öğrenmek istiyor ve bunlar hakkında iki üç laf etmek de istiyor.Bu imkanı verdiğiniz için teşekkürler. Belki binlerce kişi okumayacak ama hiç değilse merak edenler varsa onlar için de aydınlatıcı olabilir belli açılardan.



Memlekette kaliteli müziğin çoğunlukla derinlerde gömülü olduğunu düşünüyorum.Kendi adıma hazine değerini taşıyan Farazi&Kayra'yı keşfetmiş olmanın hazzı ile, son olarak; oluşumdan ve daha bir sürü güzel müzikten beni haberdar eden Elif'e, soruların hazırlanmasına yardım eden Jüli'ye ve 'ye teşekkürler !


13 yorum:

{ Jülide Eda Sezer } on: 5/05/2009 dedi ki...

"Benim kendime biçtiğim ya da biçebileceğim bir sonsa açıkçası yok."

rica ederim bu arada. cok guzel olmus. ellere saglik.

Adsız on: 5/05/2009 dedi ki...

okuyun laaaaaaaan
saygılar.

Adsız on: 5/05/2009 dedi ki...

çok güzel bir ropörtaj olmuş.

Adsız on: 5/05/2009 dedi ki...

enterasan bi grup olsa gerek , o verdiğiniz siteden indireceğim merak ettim. pek aram yok bu müzik tarzıyla ama merak ettim !!

/Sonnenschein/

Adsız on: 5/05/2009 dedi ki...

Röportaj açılımı
kayıtlı sohpet kürtajı gibi bişeyse ..

elinize sağlık nur topusu gibi

Saygılar kolay gele

ilerde deja vu etmek üzre not:
hiç bi zirveye veyahut en dibe

{ Ekin } on: 5/05/2009 dedi ki...

Müthiş!

Adsız on: 5/06/2009 dedi ki...

gerçek kesitten etkilenen birileri var.
sarı bıyık !!!!!!

Adsız on: 5/06/2009 dedi ki...

sohbeti yapana sormak istediklerim var.
nasıl ulaşırım ??NOKS

Adsız on: 5/06/2009 dedi ki...

GÜZEL

{ görkem cu } on: 5/07/2009 dedi ki...

güzel olmuş pan.

{ pan } on: 5/08/2009 dedi ki...

bana ve diğer maymun iştahlılara ulaşmak için meyil adresi anasayfa da yazıyor.

infopostmonkey.gmail.com

{ Acme } on: 5/14/2010 dedi ki...

çok iyi niyetli ama kötü iş yapan insanlar vardır ya kıyamazsın. bunlar da aynen öyleler.
her şeyleri güzel ama şarkıları tek düze okumaları yüzünden güme gidiyolar.
işte o zaman da şekil mevzusu giriyo olaya. bu iş sadece çok iyi söz yazmakla olmuyo çok da iyi okumanız gerekiyo.
muhtemelen bilerek yapıyolar ama sonuç gerçekten hard-core rap gibi bişey olmuyo baya kötü bi iş ortaya çıkıyo. hala da aynılar umarım değişir biraz daha akıcı bi tarz oluştururlar.
zira ziyan oluyo o hikayeler.

{ Yasir } on: 10/08/2010 dedi ki...

Bende Karabük'teyim selamlar öncelikle. Gerçekten bir gına dinleyicisi olarak meraklarımızı gideren bir röportaj olmuş teşekkürler. Bu arada "Klozetin Tepesinde Hayat Muhasebesi" ' nin klibi tek kelimeyle mükemmel ilk gördüğümde 5 kere izlemiştim :)

4eweR Gına..........

info

gorkemcanuygun@gmail.com
görkem_cu
pan
eda

mass

 
Copyright © 2010 Postmonkey, All rights reserved
Design by DZignine. Powered by Blogger